| Göze Göz, Dişe Diş |
|
|
| Salı, 05 Ağustos 2008 10:51 |
|
Ahmet TAŞKIRAN - Bizturkmeniz Yüce Allah Kur'an-ı Kerim'de insanların kendilerine bir saldırı yapıldığı zaman aynı dilden cevap vermelerini emrediyor. Fakat yine de "af" seçeneğini saldırıya maruz kalana serbest bırakıyor. Ben "Göze göz dişe diş" ibaresinden bunu anlıyorum. Bir insan sana saldırdığında onu affedebilirsin. Ama yanı zamanda, onu, sana yaptığı zarar ölçüsünde zarar verebilirsin. Kerkük'te geçtiğimiz hafta Kürt partilerin Erbil ve Süleymaniye'den kente sürdükleri insan yığınının Türkmen kardeşlerimize karşı giriştikleri haince saldırıda, Türkmen halkının en büyük siyasi organizasyonu olan Irak Türkmen Cephesi (ITC)'ye ait binaları ve diğer bazı Türkmen kuruluşları ateşe vermiş, onlarca arabayı kırarak yakmışlardır. Hem de herkesin gözü önünde. Çok özenle ve planlı şekilde yapılan saldırıda Kürt saldırganlar, molotof kokteyli bomba kullanmışlardır. Bunu hepimiz televizyonda gördük. Şimdi ben şunu anlamıyorum, eğer Kürt göstericiler gerçekten barışçı bir gösteri yapma niyetleri olsaydı neden her göstericinin elinde molotof kokteyli bomba vardı? ITC'nin koskoca binaları ve bölgede park eden arabalar nasıl birkaç dakika içinde kül oldu gitti? Kerkük'ten gelen haberler, saldırıyı KDP'li polis şefi Serhad Kadir'in bizzat yönettiği yönünde. Hatta ve hatta ITC Başkanı Dr. Sadettin Ergeç'in ofisine giren ilk kişi de bu kendini bilmez kişi imiş. Ofisi ateşe veren de Ergeç'in protokol fotoğrafına ateş eden Serhad Kadir denen KDP'li polis şefi imiş. Kerkük'e yasa dışı konuşlandırılan sözde Kürt asayiş unsurları, olayın müsebbibinin ITC olduğunu insanlara göstermek için 10 kadar ITC koruma görevlisini de tutuklamış bulunuyorlar. Aslında geçmişte Türkmenlere bu türden çok saldırı yapılmıştı. Barzani peşmergeleri, Güvenli Bölge yıllarında Erbil'de 31 Ağustos 1996, 1988 ve 2000 yıllarında ITC kurum ve kuruluşlarına saldırmışlardı. Bu saldırılarda Türkmenler şehit vermiş, kurum ve kuruluşları ateşe verilerek yağmalanmıştı. Bunun için son Kerkük saldırısının sıradan bir saldırı olduğunu kabul edersek biz "çok safız" demektir. Kerkük saldırısıyla Kürt grupları Türkmenlere "gözdağı" vermişlerdi. Hedefleri Türkmenlerin Kerkük direncini kırmaktır. Türkiye'nin sessiz kaldığı ve kendilerine sahip çıkmadığı bir dönemde savunmasız Türkmen kardeşlerimiz ne yapmalı? Bence Türkmen kardeşlerimizin, kendilerini savunmak için acilen inisiyatifi ele alarak "var olma mücadelesini" başlatmalarının çok yerinde olacağını diye düşünüyorum. Bir Türk vatandaşı ve aydını olarak üzülerek söylüyorum, "Türkmen kardeşlerimiz artık Türkiye'yi unutun, AKP hükümeti size sahip çıkmaz. Kendinizi kendiniz savunun. Terör demiyorum bu size yakışmaz, göze göz dişe diş mantığıyla harekete geçin. Size zarar verenlere anladıkları dille cevap verin. Yoksa yok olup gidersiniz. Damarlarınızdaki asil kana güvenerek Çanakkale ruhuyla harekete geçin. Teşkilatlanın, birbirinizi sevin. Son saldırının sizi birleştirdiğine inanıyorum. Unutmayın Türkmen'in dostu Türkmen'dir." Biran önce harekete geçmiyorsanız, karşı taraf sizi zayıf görüp bu tür haince saldırılarını tekrarlar. 1959 Kerkük katliamı şehitlerinin her birinin intikamını "bire beş" alan siz değil miydiniz? |

