|
Adil Abdülmehdi’nin Türkiye Ziyareti ve Düşündürdükleri |
|
|
|
Haber -
Irak
|
|
Çarşamba, 07 Nisan 2010 10:46 |
|

 Irak'ta 7 Mart 2010'da yapılan genel seçimlerin ardından hükümet pazarlıkları konusunda Bağdat'ta yoğun bir trafik yaşanıyor. Seçimler sırasında yükselen tansiyonun hükümet pazarlıkları sırasında da sürdüğü gözleniyor. Uzlaşma arayışları devam eden Iraklı siyasetçiler aynı zamanda bölge ülkelerinin de sürece yapıcı katkılarda bulunması için başkentlerde destek arıyorlar. Bu kapsamda Türkiye'ye de birtakım ziyaretler gerçekleştiriyorlar. Hatırlanacağı üzere geçtiğimiz hafta Mesut Barzani'nin liderliğindeki KDP'nin Başkan Yardımcısı Neçirvan Barzani ve Irak Kürdistan İslam Birliği Partisi Başkanı Selahaddin Muhammed Bahaddin Ankara'ya gelmişlerdi. Ardından dün Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı ve Irak Ulusal İttifakı'nın üst düzey yetkilisi olan Adil Abdülmehdi Türkiye'ye geldi. Ankara ziyaretini Irak Ulusal İttifakı adına gerçekleştirdiği açıklanan Abdülmehdi temasları sırasında Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından kabul edildi. Abdülmehdi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile de bir görüşme yaptı. Görüşmelerde seçim sonuçlarının ve hükümet kurma çalışmalarının Irak'ın istikrar ve güvenliğine etkileri hakkında görüş alışverişinde bulunulduğu öğrenildi. Abdülmehdi'nin Suriye ziyareti sonrasında geldiği Türkiye'den Kuveyt'e geçeceği açıklandı. Abdülmehdi'nin ziyaretlerinin son durağının ise İran olması bekleniyor. Zira Irak'taki Şii grupların bölge ziyaretlerinin son durağının İran olması bir çeşit teamül halini almış durumda. Bölge ülkelerindeki ziyaretlerinde edindikleri bilgi ve düşüncelerin ardından özellikle Şii yetkililerin son müzakereleri İran'da yapmayı tercih ettiklerini söyleyebiliriz. Fakat hâlihazırda seçim sonuçları belli olur olmaz Iraklı Şii gruplar Bağdat-Tahran arasında zaten mekik dokumaya başlamışlardı.  Irak'ta özellikle son seçimlerle birlikte artan bir Türkiye-İran rekabeti havası oluşmuş durumda. Irak iç siyasetinde bu konuda sıcak bir tartışma sürüyor. Irakiye Listesi'nin lideri Iyad Allavi Şii grupları İran'ı ziyaret ederek bu ülkeden icazet almakla suçlarken, bazı Iraklı Şii gruplar da Allavi'nin Türkiye'den destek aldığını ve seçim başarısını Türkiye'ye borçlu olduğunu iddia etmekteler. Bunlardan Ahmet Çelebi'nin başkanlığındaki Irak Ulusal Kongresi'nin yetkilisi Muhammed El Musevi, bir televizyon kanalında yaptığı açıklamada, Irakiye'nin Musul ve Kerkük'teki başarısının Türk Dışişleri Bakanlığı ve Milli İstihbarat Teşkilatı sayesinde olduğunu öne sürerek, Türkiye'ye yönelik dolaylı bir suçlamada bulundu. Ankara'nın Irak'taki siyasal sürece ilişkin tavrı ise oldukça net. Son olarak Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun, Abdülmehdi ile yaptığı görüşmede kendisine, Türkiye'nin "Irak hükümetinin etnik prensipler yerine olabildiğince geniş bir katılımla kurularak tüm ülkeyi temsil etmesinin hem Irak halkı hem de bölgenin istikrar ve güvenliği için iyi olacağı" yönündeki inancının net bir dille aktarıldığı biliniyor.  Türkiye'nin, 2003'ten bu yana Irak'taki siyasi süreçte hep "ulusal birliğin korunması" prensibine bağlı kaldığını söylemek mümkündür. Türkiye, dönem dönem kendi politikalarından dahi bazı tavizler vererek Irak'taki merkezi yönetimin istikrarı için her türlü desteği sunmaya çalışmıştır. Zaten Türkiye ABD güçlerinin toprakları üzerinden Irak'ı işgal etmesine izin vermeyerek bu ülkede kaos ve istikrarsızlık istemediğini net olarak göstermişti. Diğer taraftan 2003'ten hemen sonra bölge ülkelerinden Bağdat'ta büyükelçiliğini açık bulunduran tek ülke de Türkiye olmuştu. Irak'ın istikrarı için komşu ülkeler inisiyatifini başlatan, ulusal birliği sağlamak adına Sünni grupların siyasal sürece katılımının önünü açan, tüm kusurlarına rağmen 2005'te oluşturulan Irak Anayasası için ilgili grupları tebrik eden ve seçim süreçlerini destekleyen ülke yine Türkiye idi. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun da Abdülmehdi ile yaptığı görüşmede Irak'ın istikrarının Türkiye'nin istikrarı kadar önemli olduğunu belirtmesi, Türkiye'nin Irak'a ilişkin bakış açısını gösterir niteliktedir.  Türkiye'nin Irak'taki ulusal çıkarlarının Türkiye'nin iç istikrarı açısından birincil derecede önem arz ettiği ifade edilebilir. Zira Türkiye'nin Irak'ta istikrarın bozulması ve güç boşluğu oluşması durumunda bundan doğrudan etkilendiği herkesçe bilinmektedir. Sonuç olarak, Dışişleri Bakanı Davudoğlu'nun Türkiye'nin bölgesel duruşuna ilişkin mesajlar verdiği ifadelerinde yinelediği gibi, Ankara'nın Irak'a olan yakın ve yapıcı ilgisinin kararlılıkla sürmesi beklenmelidir. Bilgay Duman, ORSAM Ortadoğu Uzmanı
|