Irak Ulusal Meclisinde ( Millet Meclisinde), Arap ( Şii, Sünni), Kürt ( KDP, KYP), Asuri, Arapların listelerinden seçilen Türk asıllı zevat ve Irak Türklerini temsil eden, İTC. Ve Listesinden Türkmenlerin oylarıyla seçilmiş BİR Milletvekili bulunmaktadır. Bu sayada Irak’ın ulusal Meclisi, Dünya kamuoyu, Irak’ı işgal eden ABD, Federe yönetim ve BM’ler, Irak’ta yaşayan Türklerin siyasal alandaki varlıklarını, mevcudiyetlerini kabul etmiş ve bu varlık, ister kültürel isterse siyasal olsun tescillenmiştir. Tek Milletvekili olmasına rağmen Kimlik yönünden başarı sağlanmıştır. İTC. ( Irak Türkmen Cephesi), Irak’ın içinde ve dışında, Türkmenlerin tek siyasi temsilcisi olduğunu bazı kesimler tarafından kabul edilmese de muhatap kabul edilmiştir. Ve kabul edilmesi Irak’ta bulunan yasalar gereği gerekli idi. İTC. 2003 yılından bugüne kadar geçen süre içersinde başarılı olmuş mudur? Oldu mu ? konu tartışılabilir, ama bugün içinde bulunulan nazik durumda değil. Zaten Irak’ın ve özellikle Türkmenlerin, 2003’ten veya Körfez Savaşlarından sonraki siyasi tarihleri yazıldığında konular sorgulanır. Sorgulanacaktır. Dün Türk varlığını Türkmen eli topraklarında, özellikle Kerkük’te kanıtlayan, yukarda yazdığımız gibi tescil ettiren İTC. Ve çatısı altında toplanan diğer partiler, ne oldu da önümüzdeki aylarda yapılması kararlaştırılan genel Seçimde başka partilerin gölgesine sığınıp varlık göstermeye adete yarışa girdiler. Nedenlerini ikiye ayırarak irdeleyebiliriz; Birincisi Türkiye ayağı, İkincisi ve, en önemlisi, Türkmenlerin kendileridir. Büyük Devlet olan devletimizin, Türkiye’nin, genel dış politikasında yer alan ve takip edilen Irak politikasında, Irak’ın toprak bütünlüğü, bütün kesimlere eşit tutum içinde ayni mesafe ve ayni gözle bakma ve yaklaşma, Türkmenlere genel görünüm içersinde ayrıcalık yok, üstelik siyasal hak ve bu hakkı diğerleri gibi elde etmek için “ GÜÇ” yerine, güçlü olma yerine, efendilik ve demokrasi yolları ile Kültürel ve bazı sosyal kazanımların elde edilmesi, ikili ve hatta üçlü ilişkilerin ve ticaretin zedelenmemesi, Anavatanımızın Milli çıkarları ve Türkmenlerin korunup güçlenmesine tercih edildi, edilmekte de devam etmektedir, bu anlayış ile yaklaşıldı, etkin bir siyaset ne Irak’ın genelinde nede Türk varlığının korunması konusunda uygulanmadı. Yıllardan beri yazılarımızda, konferanslarda veya açık oturumlarda dile getirmeye çalıştık, Kerkük Anavatanımızın “GÜVENLİ “ sınırıdır, bölgesidir, toprak bütünlüğümüzün güvencesidir. BOP ’sinin kilididir, Kerkük’ü görmezden gelmek, direncini artırmakta tereddüt etmek, maksatlı, bilinçli olarak gündeme oturtulan “Açılım” ‘ın yarattığı siyasi gelişmeler ve Irak’ın Kuzeyinde, Türkiye’nin desteğiyle Türkmenlerin yok sayıldığı bir tutum, devletleşmeyi hızlandırır.
Türk Milleti çok ciddi ve tehlikelerle dolu olan bu meseleyi görmezlikten gelemez, gelmemeli, hele Türkmenler! Bu gelişmelerin sonucunda yalnız “ANALAR AĞLAMASIN, AĞLAMAZ”, Türk Milleti ağlatılıyor. Her gün Türkmenler şehit veriyor, Türkmen NENELERİ ağlıyor. Türkmenlere gelince; Sağlam, inançlı, milli değerlerine, topraklarına bağlı olan bu toplum, gövdenin kurumamasını sağlayan, canlılık veren, ayakta tutan, kimliklerini koruyan ve bilinçlendiren, elinde kırbaç ‘ı gah okşayıp gah sallayan, halkına dayanan bir “BAŞ’A “ ihtiyacı var, vardı. İTC. Çatısı altında sevgi birliği içinde, gerçek birlik, sözde değil özde birlik ve kaynaşmaya ihtiyaçları vardı, sağlansaydı, her desteği kendilerinden, kendi tabanlarından sağlarlardı. Yinede konunun akil adamların tavsiyeleri doğrultusuna değerlendirilmesinin zamanı geçmiş değildir. 7 Mart 2010, Irak seçime gidecek, hazırlıklar başlamış, bazı kesimler hazırlıklarını tamamlamış. Kürt tarafı, Musul’da, Kerkük’te , ABD ve daha önce imzaladıkları ( Şii- Kürt ) ittifaklarını kullanarak işgal ettikleri kamu alanlarının özellikle Kerkük’te istimlak girişimleri ve 2009 seçim listelerinin kabul edilişi, üçlü asayiş ve diğer üstünlükler ve Türkmen partilerinin dağınık halı, bütün bunlar Türkmen varlığını, topraklarına sahip çıkma yolunda can vererek, kan dökerek korumaya “ANT” ‘ larını zayıflatmaktadır.
Türk kimliği taşımayan partilerden seçime katılmak dünya kamuoyunda kazanılan ve tescillenen hakkı şüpheye düşürecektir. Ve bunu yarın Türkmenlerin siyasi mücadele tarihini yazanlar sorgulayacaktır. Dilerdik ve beklerdik, İTC. Dünkü duruşna devam etseydi, bu asil millet 75- 80 yıldır yılmadı, her çeşit baskıya dayandı özünü kayıp etmedi. Düne kadar Türkün varlığından rahatsızlık duyanların yanında, listelerinde yer almadı, benim dedi, “ ben “ kalmak uğruna şehitler verdi, yine verecekti, verirdi, veriyordu, önderini dinleyecekti, aradı ne yazık ki bulamadı, seçimde hangi listeye yüzünü çevireceği şaşkınlığı içerisinde olacaktır. Ve bugün aynı şaşkınlık, tereddüt Türkmenlerin çoğunda hakim durumda. Telafer’ de binlerce şehit, 400 bin nüfuslu Telafer ölü bir şehir, yüzlerce Türkmen aile fakrı- zillet karşısında, su, elektrik, sokak ve caddelerde akan atık sular ve yürekler acısı Hastane. Şehit edilen yöneticiler. Gel sen bu topluma, hazırlıksız, tedbirsiz, güvencesiz, oyların dağılacağının hesabı kitabı yapılmadan, seçim sandığına git ve oyunu kullan, hangi sandık, hangi listeye oy verecek, özellikle okuma yazması olmayanlar, kendilerini bu perişan duruma sokanların sandığına! Denize düşen YILANA sarılır misali, Türk varlığı denize atıldı, erimekte, yinede Dünün bu çilekeş millet, kendi adını taşıyan siyasi parti listesine oyunu vermesini dileriz.
Temenni ederiz ki halkımız bu konuda çok titiz davransın, değişik listelere verilen oylar, Türkmenlerden daha çok gözü kimliğimizde, toprağımızda olanlara yarar. Özellikle Kerkük’te İTC. Desteklenmeli, iki adayı öne çıkarmak için sandık başına bilinçli, hazırlıklı ve hata yapmadan, eller titremeden iki adayın bulunduğu listede şans denenmeli. İTC. Bu yolu seçtiğine göre konuyu seçmenlere anlatmalı, Türkmeneli TV’YE milli ve tarihi görev düşmektedir. Programlarını buna ayırması her an her saat halkına konunun ciddiyetini ve Türkmenleri temsil eden tek siyasi partinin önemini, etkisini anlatılmalı. Velev ki bundan sonra Mecliste Türkmen adını ile Türkmen Millet vekili yerine, şu partinin Türkmen kökenli Milletvekili olacaksa da! İsteğimiz, düşlerimiz, isteklerimiz tek liste, tek Türkmen listesi idi, ve olmalıydı. Sonuç, evet sonuç! Sonuç sonradan tartışılacaktır. Tarih, Türk varlığını siyasi alanda temsil eden tek liste halinde seçime neden katılmadıklarını, veya haksızlıkları öne sürerek seçimi boykot etmemelerini ve bu yolu seçtiklerini, 2010. 7. Mart’ta seçime değişik ve bol miktarda katılacak adayları ve siyasi parti önderlerini, bu öneride bulunanları mutlaka sorgulayacaktır. Umarım biz yanılmış olalım. Nefi Demirci
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
|