| Telafer'i Unutmak |
|
|
| Pazartesi, 19 Eylül 2005 00:00 |
|
Nafiz OKUMUŞ - Takvim Nüfusun tamamına yakını Türkmenler'den oluşan Irak'taki Telafer şehri, Amerikan ve Irak askerleri tarafından yakılıp yıkılırken, Türk kimliğini unutup "Türkiyeli" duruş sergileyen medya, bir mankenin tecavüz haberleriyle gündem belirliyor. Telafer'i iki haftadır kuşatma altında tutan güçler, tarihe not düşülecek en acı barbarlıkları gerçekleştirirken, Türkmen kardeşlerimizin üzerinde kimyasal silahlar bile deneniyor. Amerikan askerleri ile işbirlikçileri olan Irak peşmergeleri, sünni Türkmenleri gözaltına alıp önce işkenceden geçiriyor, sonra da vahşice öldürdüklerini sokaklara bırakıyor. Evlere baskınlar düzenleyip topladıkları kardeşlerimizi tek sıra halinde dizerek başlarına geçirdikleri çuvallarla işkence merkezlerine götürenlerle ilgili sessiz kalan malum medya; ya tecavüze uğradığını söyleyen mankenle, ya da boşanan ünlü sanatçı hakkındaki haberlerle günlerini geçiriyor. Toplama merkezlerine götürülen soydaşlarımızın kaderi, Amerikalılarla işbirliği yapan peşmergelerin verdiği işaretlere göre belirleniyor. Roma İmparatorluğu'nda gladyatörlerin kaderleri belirlenirken, nasıl ki başparmaklara göre hareket edildi ise, Telafer'de de tarihin bu yüzkarası oyunu oynanıyor. Başparmak aşağı çevrildiğinde kişi serbest bırakılıyor, yukarıya döndürüldüğünde ise kelepçeler vuruluyor, bileklere naylon bantlar bağlanıyor ve kamyonlara doldurularak üslere gönderiliyor. Kimyasal silah kullanılıyor Amerikan cephesinden yapılan açıklamalara göre iki haftalık operasyonlarda 200 kişinin öldüğü, 600 civarında kişinin de tutuklandığı belirtilirken, Türkmen Cephesi'nden verilen bilgiler facianın daha büyük olduğunu gösteriyor. Bu kaynaklara göre Telafer'in sokaklarında ölülere rastlanıyor ve istilacılar cenazelerin kaldırılmasını bile engelliyor. Operasyonun başladığından bu yana 10 içinde en az 500 kişinin cesedi bulunuyor. Sözde direnişçilere karşı başlatıldığı öne sürülen bu kuşatmada kimyasal silahların kullanıldığının en büyük itirafı da, Amerikalılardan geliyor. Saldırıyı yöneten Amerikalı Tuğgeneral, gerektiğinde kimyasal silah kullanma emrini de verdiğini söylerken halka dağıtılan bildirilerde, "Bağ ve bahçelerden bir şey yemeyin, zehirlenirsiniz" uyarıları yer alıyor. Evlerin rast gele bombalandığı, görgü tanıklarının "Sokaklar yanmış insan bedenleri ve ölmüş hayvanlarla dolu" dediği Türkmen şehri Telafer'e giden Kızılay'ın yardım kafilesine de izin verilmiyor. Bölgeden ulaşan bilgilere göre Kızılay'ın 5 araçlık konvoyu, daha şehrin dışında yağmalanıyor ve geri kalanlara da Amerikalılar ile peşmergeler el koyuyor. Türkmen ağlıyor ama... Şehir günlerdir bombalanıp muhasara altında tutulurken, insanlar açlık ve susuzluktan kıvranırken, doktor ve ilaç sıkıntısı had safhaya ulaşırken, uluslararası insani yardımlar dahi engelleniyor ve sınırlarımızın yanıbaşındaki Telafer'den yükselen çığlıkları duymuyoruz. Toplum olarak "magazin nöbetleri" tutup mankenin tecavüz ve sanatçının boşanması gibi haberlerle beynimizi boşaltıyoruz. Güya, biraz duyarları olanlarımızın alternatifleri ise Başbakan'ın kaç suikasttan kurtulduğu veya Amerika seyahatinde yaşadıkları... Velhasıl Türkmen ağlıyor, insanlık çırpınıyor ama; Türkiye'deki medya ve sorumlular olarak hepimiz sanki 3 maymunu oynayıp vurdumduymaz davranıyoruz. İnsanlık hassasiyetimizi yitirerek bir de Beraat Kandili vesilesi ile kutlama yapıyoruz! Komşu ve kardeşlerimizin acılarına ortak olmayıp bu bencilliğimizle beraat edeceğimize inanıyorsak vay halimize... |

