| Telafer'in Hesabı |
|
|
| Çarşamba, 22 Eylül 2004 00:00 |
|
Nazif OKUMUŞ - Takvim Nüfusu 70 milyona dayanmış Türkiye Cumhuriyeti'nin neredeyse bütün yöneticileri, sivil toplum önderleri, aydınları "Bilge" kişilikleri ile halkımız, zina ve halterdeki o abuk-sabuk iddiaları tartışırken, burnumuzun dibinde Türkmen kardeşlerimiz katlediliyor. Bir kaç gün önceki yazımızın başlığını hatırlarsınız... Mesut Barzani adlı alçağın açıklamaları üzerine "Irak'ta ölen Türkiye" demiş ve Türkiye'yi yönetenlerin, bölgede olup bitenleri sadece seyrettiğini ifade etmiştik. Irak'ın Suriye sınırına yakın bölgesindeki Türkmen kasabası Telafer, Amerikan askerlerinin ölüm kusan makineli tüfek tarrakaları ile kuşatılıp bomba yağdırılırken Türk kamuoyu hala Osetya'daki baskınla meşgul ediliyordu. Türk Devleti'ni yönetenler ya yurt dışı gezilerinde piyasa yapıyor ya da belediyelerin toplu nikah törenlerinde evlilik cüzdanlarını erkek yerine hanımlara vermekle sözde çağdaş oldukları (!) görüntüsü peşinde yarışıyordu. Nüfusunun tamamına yakını Türkmen olan Telafer'deki kıyımın hesabını Barzani adındaki alçağın kendisi kadar "Stratejik müttefik" ilan ettiğimiz Amerikalılar da vermeli, hatta bunlara seyirci kalan Türkiye'yi yönetenler de... Türk Milleti'nin 'ah'ı yeter Kaçırdıkları vatandaşlarımızı katleden ve cenazelerini bile kedi ölüsü kadar kıymet vermeyerek yollayanlar, gün gelecek iliklerine kadar hesabını ödeyecekler. Dedeleri Şerif Hüseyin de Osmanlı'ya aynı ihaneti yapmış ama yıllar sonra nasıl oyuna getirildiğini görerek acılar içinde kıvranıp canını vermişti. Yaptığı ihanet, onun yanına kar kalmamış, torunları hep uşak olarak "efendi"lerine hizmet etmişti. Bunlar da aynı akıbeti yaşayacaklar. Türk Milleti'nin bir ferdinin "ah"ı, bedduası ve acısı bile onları darmadağın etmeye yetecektir. Irak'ta Türkmen gerçeğini yok etmek için her türlü ihaneti sergilemekten kaçınmayanlar yaptıklarının yanlarına kar kalacağını sanmasınlar. Onlar, tarih boyunca aşağılık ve köle ruhlu bir toplumun Kur'an-ı Kerim'de de ifadesini bulan "Hayvandan daha aşağı" çağdaş kuşaklarıdır. Böyle olduğunu, en azından 15 senelik tecrübemizle bizler de gördük. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin verdiği imkanlarla ceplerindeki kırmızı pasaportlarla dolaşıp Saddam'ın zulmünden kendilerini kurtarırken bile her tarafları oynuyordu. Bir yandan gölgemize sığınıyor, diğer yandan kuyumuzu kazmayı sürdürüyorlardı. Dolayısıyla onları zaten tanıyoruz. Ama gücümüze giden, kendi yöneticilerimizin aymazlığı ve sessizliği! Bölgedeki Barzani'lerin kulaklarından tutup hesabını soracağımıza, Amerikalılar'dan ricada bulunup hassasiyet bekliyoruz. Dış politikayı Amerika ve AB'ye, ekonomiyi İMF'ye havale ederek Türkiye'yi yönetmek maharet değil. Maharet, büyük Türkiye'ye yakışır politikalar izleyip bizzat gereğini yerine getirmektir. |

